3 Mayıs 2012 Perşembe

Üniversitelerde Baskılar Artıyor


Son zamanlarda muhalif kesimlere yönelik artan baskılar, gözaltı ve tutuklamalar şeklinde kendini gösterirken üniversite yönetimleri de boş durmuyor. Üniversiteyi bilim merkezi olmaktan çıkarıp sermayenin kollarına bırakmaya çalışan rektör ve dekanlıklar adeta sahte mahkemecilik oyunu oynuyorlar. Üniversitelerde devrimci öğrencilere yönelik soruşturma ve cezaların ise ardı akası kesilmiyor.
İstanbul bağımsız milletvekili Levent Tüzel’in Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e yönelttiği soruşturma ve ceza alan öğrencilerin sayısını isteyen sorunun ardından, Dinçer YÖK verilerinden aldığı bilgilerle, 2010 ve 2011’de toplam 7 bin 43 üniversite öğrencisi hakkında soruşturma açıldığını, bu öğrencilerden 4 bin 602’sinin okuldan uzaklaştırıldığını, 55’inin ise atıldığını açıkladı.
Bu dönem tek tek üniversitelerdeki somut durum ise şöyle;
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ
Bu yılın sözüm ona soruşturma şampiyonu Hacettepe Üniversitesi oldu. Geçen dönem yüzden fazla öğrenciye soruşturma açan Hacettepe Üniversitesi rektörlüğü, 19 Mart tarihinde beş “sol görüşlü” öğrenci hakkında soruşturma açtı. Öğrencilere gönderilen soruşturma evrakında, “Eczacılık Fakültesi girişindeki ilan ve panolarına afiş asılması sırasında tartışmaya katılmak ve aynı gün kütüphane önünde tartışmaya sebep olmak” iddiası bulunuyordu.
28 Şubat'ta, aralarında faşistlerinde bulunduğu bir grup tarafından yapılan Hocalı anması sırasında, yaşanan olaylar nedeniyle de 46 öğrenciye soruşturma açıldı. Üstelik Soruşturma Komisyonu Başkanlığı'na da sağ görüşlü, Alparslan Türkeş hayranı bir öğretim görevlisi getirildi. Olayın ardından ise rektör Prof. Dr. Murat Tuncer, okulun internet sayfasından bir duyuru yayınladı. Bu açıklama ile göreve başladığı ilk günden beri ısrarcı olduğu “demokratik reform” sözlerinde ne kadar samimiyetsiz olduğunu ortaya koydu. Tuncer açıklamasında etkinlik için toplanan grubun başka bir grup öğrenci tarafından engellendiğini ve tartaklandığını, etkinliğine yapılan saldırının anti-demokratik olduğunu, bu sebeple bu öğrenciler hakkında disiplin soruşturmaları yürütüleceğini belirtmişti.
Tuncer’in bu açıklamalarının alt metni şuydu: “Okulumuzda, nefret söylemi içeren ırkçı etkinliklerin yürütülmesi demokratik ve meşrudur. Ancak bu ırkçı ve saldırgan etkinliklerin, devrimci öğrenciler tarafından ‘halkların kardeşliği’ gibi barışçıl bir söylemle protesto edilmesi antidemokratik bir harekettir(1).” Buradan anlaşıldığı üzere, rektör Tuncer’in demokrasi anlayışı, soykırım hevesinde olan ırkçı öğrencilerin çalışmalarına destek olmaktan geçmekte. Böyle bir demokrasi kabul edilemez. Anımsatalım; yaklaşık bir ay önce üniversiteye biber gazı almayı reddeden ‘demokratik’ rektörü burjuva medyadan takip etmiştik. Şimdi ise aynı okul yönetimi, faşist güruh tarafından saldırıya uğrayan öğrencilere soruşturma açabiliyor!
Ayrıca olayı takiben rektörlük 30′u aşkın Eğitim-Sen‘li üniversite çalışanına da soruşturma açtı. Polisin öğrenciyi darp etmesini engellemeye çalışan öğretim üyeleri, soruşturmaya hedef oldu.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
AÜ yönetimi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde yaşanan faşist saldırıdan sonra saldırıya uğrayan öğrencileri cezalandırdı! Geçtiğimiz günlerde DTCF kantininde oturan sol görüşlü öğrencilere faşist bir grup tarafından silahlı ve satırlı saldırı gerçekleştirilmiş, çok sayıda öğrenci yaralanırken, okul 1,5 günlüğüne tatil edilmişti. Saldırının ardından soruşturma açan fakülte yönetimi, saldırıya uğrayan 21 öğrenciye “süresiz uzaklaştırma cezası” cezası verdi. Olayda iki öğrenci faşistlerin satır darbeleriyle yaralanmıştı. Olayda faşistlere polisin müdahale etmediği gibi, olaydan sonra bir işlem de yapılmadı.
On Dokuz Mayıs Üniversitesi
Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi'nde, Uludere katliamını protesto etmek için yürüyüş yapıp basın açıklaması yapan 90’a yakın üniversite öğrencisine soruşturma açıldı. OMÜ Rektörlüğü'nce açılan soruşturma sebebi; izinsiz yürüyüş ve basın açıklaması olarak gösteriliyor.
Mustafa Kemal Üniversitesi
Mustafa Kemal Üniversitesi, geçtiğimiz ay puşi takan bir öğrencinin faşistler tarafından tehdit edilmesinin ardından, olayı protesto eden 65 öğrenciye soruşturma açtı.
Mustafa Kemal Üniversitesi'nde ülkücü bir grup üniversite yemekhanesinde puşi takan bir gence önce sözlü tehditler savurdu. Ardından silah çıkararak tehdit etmeye devam ettiler. Bu olayın ardından durumu protesto eden 65 öğrenciye soruşturma açıldı. Üstelik soruşturma açılan öğrencilerin isim ve soy isimleri listeler halinde asılarak deşifre edilip açık hedef haline getirildi.
Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi
Üniversitede işten çıkarılan işçilerle ilgili bildiri dağıtımı yaparken faşist güruhun saldırısına uğrayan ve saldırıyı püskürten öğrencilere Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanlığı tarafından soruşturma açıldı.
Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi'nde çalışan 40 işçinin işten çıkarılmasına karşı ÇOMÜ Öğrencileri teşhir çalışması yaparak ''Taşeronlaşma, Öğretimin Ticarileştirilmesi ve İşçi Kıyımları'' ile ilgili gençliği bir arada olmaya çağırmıştı.
Ayrıca ÇOMÜ öğrencileri tarafından 2011 yılında kutlanan Newroz için bu yıl soruşturma açıldı. Hükümetin Newroz'a getirdiği yasağı fırsat bilen okul yönetimi 20.03.11 tarihinde üniversite öğrencileri tarafından kutlanan Newroz’a 12.03.12 tarihinde soruşturma açtı.
2010 Newroz'u sonrasında açılan soruşturmayla da 5 öğrenci 6 ay, 20 öğrenci de birer aylık uzaklaştırma cezası almıştı.
DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ
Dumlupınar Üniversitesi'nde, afiş asan 3 öğrenciye soruşturma açıldı. Üstelik öğrencilere kabahatler kanunu gereğince para cezası da kesildi.
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
Isparta’da SDÜ Güzel Sanatlar Fakültesi önünde 3 Ekim 2011 tarihinde üniversite harçlarına yapılan zamları protesto eden 51 öğrenci hakkında üniversite yönetimi soruşturma başlattı. soruşturmanın ardından 51 öğrenciye uzaklaştırma cezası verildi.
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
İstanbul Üniversitesinde de, Türkiye'nin diğer üniversitelerinde yaşananlardan farklı olmayarak, faşist provokasyonlar ve ÖGB saldırılarının ardından, solcu öğrencilere sürekli soruşturmalar açılmakta ve cezalar verilmektedir. İÜ'de de sön dönem onlarca öğrenci toplamında birkaç yıla tekabül eden uzaklaştırma cezası alırken, faşist provokatörler ve öğrencileri darb eden ÖGB'ler hakkında herhangi bir işlem yapılmamaktadır.
Görüldüğü üzere üniversiteleri deyim yerindeyse dikensiz gül bahçesine ve ticari bir işletmeye çevirmek isteyen bu tacirlerin, devrimci öğrencilere yönelik baskı ve yıldırma politikaları bitmek tükenmek bilmiyor. Soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar halinde gelen bu saldırılar birçok öğrencinin eğitim hakkını elinden almakta ve öğrencilerin fikirlerini özgürce ifade etmesine ket vurmaktadır. Bununla birlikte tüm bu yaşananlar öğrenci gençlik hareketine dönük sistematik ve kapsamlı saldırıları içerirken, buna karşı koymanın yolu ise birleşik ve kitlesel biçimde salt öğrencilerle sınırlı kalmayıp tüm üniversite bileşenlerini kapsama zorunluluğu alan bir mücadele zeminin yaratılmasından geçiyor.
leyla

Hiç yorum yok: