3 Mayıs 2012 Perşembe

Cihan'a tahliye kararı ve diğer tutuklu öğrenciler üzerine


23 Mart günü, burjuva basın dahil bütün basın organlarında çok önemli bir haber geçmişti; 25 aydır tutuklu olan Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencisi Cihan Kırmızıgül tahliye olmuştu. Bütün ülke basınında önemle üzerinde durulmuştu bu haberin; çünkü hiç kimse Cihan Kırmızıgül’ün neden 25 aydır tutuklu olduğunu bilmiyordu (!). Cihan’ın her duruşmasından önce de bu durum hakkında tartışmalar yapılır ve Cihan davası özelinde Türk hukuk sistemine (ve ağırlıklı olarak tabii ki şu meşhur Terörle Mücadele Kanunu’na) eleştiriler yöneltilirdi.
Aslında bu yazı tamamen Cihan ve Cihan davasının öğrenci gençlik üzerindeki kazanımları üzerine olacaktı, fakat Türkiye’de gün geçmiyor ki Cihan benzeri davalar ortaya çıkmasın. Cihan’ın tahliyesinin üzerinden 10 gün geçmişti ki, Baran ve Ali Deniz’in tutukluluklarının devamına yönelik mahkeme kararı açıklandı. Baran ve Ali Deniz de 2 yıldan fazla süredir (28 ay) tutuklular. İkisinin de hakkında hala bir hüküm yok ve asıl önemlisi Baran kalbinden, Ali Deniz ise böbreklerinden rahatsız. İnfaz uzunluğundaki tutukluluk sürelerine ve bir de bunun üzerine eklenen sağlık sorunlarına rağmen ikisi de hala içerdeler. Türkiye’de bu ve benzeri davalara ne yazık ki artık alıştık, alışmak zorunda bırakıldık!
Son olarak “Newroz Operasyonu” adı altında yine aralarında öğrencilerin de bulunduğu pek çok kişi tutuklandı. Tutuklanmalarının sebebi ise Newroz’u 21 Mart’ta değil de, 18 Mart’ta kutlamalarıydı. Aslında bu dava devletin son yıllarda gitgide artan faşizan politikalarına çok açık bir örnek teşkil ediyor. Tutuklanan kişilere yöneltilen sorulardan birisi: “Newroz’un 21’inde değil de 18’inde kutlanacağını Fırat Haber Ajansı açıkladı. Bu ajans terör örgütü adına yayın yapan bir ajanstır. Neden bu ajansın çağrısına uydun, sen de örgüt üyesi misin?” Evet, burjuva devlete göre ANF okuyan herkes teröristtir! Tıpkı Cihan davasında tecrübe ettiğimiz gibi puşi takan herkes de teröristtir, Kürtçe konuşanlar da teröristtir...
Yine Cihan'ın davasına dönelim. Daha önce söylediğimiz gibi, 23 Mart günü Cihan serbest bırakılmıştı. Peki 23 Mart günü davanın içeriğinde ne değişmişti de Cihan serbest kalmıştı? Hiçbir şey... Cihan’ın içeride geçen 25 ayının tamamında nasılsa, 23 Mart’ta da Cihan hakkında hiçbir delil yoktu. Yüzleri kapalı, sadece gözleri görünen göstericiler arasından, bu kara kaşlı, kara gözlü çocuğu (Cihan’ı sadece gözlerinden tanıyabilmek pek mümkün değil, çünkü gözlerinin ayırt edici bir rengi veya özelliği yok) tanıyabilip içeri attıran gizli tanık da ifadesini çoktan değiştirip Cihan’ı olayda görmediğini söylemişti. Fakat yine de serbest bırakılmadı, dava süresince bütün gelişmeler Cihan'ın lehineydi ama bırakılmadı.
Cihan’la, Baran’la, Ali Deniz’le beraber yüzlerce öğrencinin (an itibariyle 600’den fazla) hapiste olmasının başta gelen nedenleri arasında "Terörle Mücadele Kanunu" ve olağanüstü dönemlerin mahkemelerini hatırlatan Özel Yetkili Mahkemeler geliyor.
Cihan, Ali Deniz ve Baran davaları (ve tabii ki 600’den fazla öğrenci arkadaşımızın davalarının her biri) burjuva hukukundaki çarpıklıkların tipik örnekleridir. Biz ise bu çarpıklıkları tamamen ortadan kaldırmanın yolunun, ancak burjuva hukuk sisteminin tamamen yerle bir edilip, işçi sınıfınının devrimci mücadelesiyle kurulacak yeni bir dünya düzeninden geçtiğini biliyoruz!
Baran Kıvanç

Hiç yorum yok: